YENİ ANNE OLMAK

anne-olmak

YENİ ANNE OLMAK

Yeni bir anne olmak, hele de ilk kez anne olmak, muhtemelen yaşamın en tarif edilemez deneyimlerinden ve duygusal olarak en tatmin edici olaylarından biri.  Bununla beraber, yeni anneler için özellikle ilk bir yıl, zorlukları ve iniş çıkışları bol bir dönem anlamına da geliyor. Bu dönemin temel koşullarına yakından baktığımızda, neler yaşadığımızı anlamak ve böylece bu süreci anlamlandırarak deneyimlemek biraz daha kolaylaşabiliyor.

Geçiş Süreci:

Hayatımızın hangi döneminde olduğumuz, ihtiyaçlarımız, önceliklerimiz ve rutinlerimiz bakımından önem taşımakta. Bu dönemler arasındaki geçişler de ihtiyaçlarımızın, önceliklerimizin ve rutinlerimiz değişebileceği anlamına geldiğin için oldukça önemli. Yeni anne olmak, hayatın başka bir dönemine geçiş yapmak demek. Bunu hem bireysel bazda hem de ailesel bazda düşünebiliriz. Çocuk sahibi olmak ile birlikte, hem anne kişisel hayatının yeni bir dönemine geçiş yapmış oluyor, hem de evli bir çiftten oluşan aile artık çocuklu bir aile olma dönemine geçiş yapıyor. Bu noktada hem bireysel, hem de ailesel ihtiyaçlarımız, önceliklerimiz ve rutinlerimiz değişiyor. Anne olmadan önce bireysel ihtiyaçlarımız farklıyken, anne olduktan sonraki bireysel ihtiyaçlarımızda farklılıklar olabiliyor. Ya da çocuk sahibi olmadan önce evli bir çift olarak başka önceliklerimiz varken, çocuk sahibi olduktan sonra önceliklerimiz değişebiliyor. Her ne kadar bu durum ‘bundan daha doğal ne var’ diye düşündürse de; değişim çoğunlukla adapte olana kadar yaşanacak bir stresi de beraberinde getiriyor. Hayatımızın yeni bir dönemine başlarken; bir geçiş süreci yaşayacağımızı, bu geçiş sürecinin bir adaptasyon prosesi gerektireceğini ve adapte olana kadar bir takım zorluklar çekebilmenin paketin bir parçası olduğunu hatırlamak işleri kolaylaştırabilir.

 

Kimlik ve roller

Yeni anne olmak, varolan kimlik ve rollerimize bir/birçok yenisini daha eklemek demek. Çocuk sahibi olmadan önce, yönetici, avukat, ev hanımı, eş, evlat, abla, çevreci, liberal, vb gibi pek çok kimliğimiz hali hazırda bulunmaktaydı. Ancak çocuk sahibi olduktan sonra bunlara ek olarak, anne, çalışan anne ya da ev hanımı anne gibi kimlikler de dahil oldu. Yeni kimliklerimizi tanımak, onlara alışmak, zorluklarını, kolaylıklarını keşfetmek, onları sahiplenmek, hatta gurur duymak elbette zaman alıyor. Yanı sıra, bazı eski kimliklerimiz ve yeni kimliklerimiz çatışabiliyor ya da çok uyum sağlayamayabiliyor. Bunların üstesinden gelmek de muhakkak ki emek ve vakit istiyor. Kimliklerimiz dışında, rollerimizde de değişimler yaşanıyor. Hali hazırda varolan rollerimize yenileri eklenebiliyor; besleyen, sakinleştiren, talep eden, kendini ifade eden, çatışma çözen, vb gibi yüzlerce ve hatta binlerce rolü aynı anda yürütebiliyoruz. Ama bazen yeni eklenen rolleri anlamakta, oturtmakta, sahiplenmekte, kabul etmekte ve becermekte biraz daha ekstra çabaya ihtiyaç duyabiliyoruz. Bazı roller biz istediğimiz ve seçtiğimiz için geliyor, bazısı ise bir bakmışız rolümüz oluveriyor. Bu noktada yeni kimlik ve rollerimizi tanıyıp anlamanın, sonrasında da sahiplenip taşımanın, birden bire olmadığı bir gerçek.

 

Zorluklar

Yeni anne olmanın bazen en az konuşulan kısmı zorlukları oluyor. Yeni anne, sezaryan dikişleri, değişen bedeni, dikkat etmesi gereken beslenme düzeni, uykusuzluğu, ziyarete geleni gideni, ihtiyaçları sürekli değişebilen ve ne yazık ki bunları dile getiremeyen bebeği ve tamamen değişmiş günlük yaşantısı itibariyle, pek çok zorlukla baş etmeye çalışmakta. Bunlar her ne kadar sürecin doğal bir parçası olsa da, zor olduklarını da itiraf etmekte fayda var. Elbette bu zorluklarla baş etmeyi kolaylaştıran faktörler var: en başta bebeğe duyulan sevgi, şevkat ve bağlılık, yanı sıra hayatı kolaylaştırmaya yardımcı olan yeni baba, aile büyükleri, bakıcılar, evde sakin ve anlayışlı bir ortam ve uykusu ve beslenmesi nispeten ‘kolay’ bir bebek. Ancak bu kolaylaştırıcılara rağmen, küçük bir bebeğin bakımı, özellikle yeni ebeveynler için, hele de ilk aylarda hiç de çocuk oyuncağı değil. Bazen yeni annelerin en ihtiyaç duydukları şey ise, bu zorluklarda yalnız olmadıklarını, bu yoldan geçen herkesin benzer yerlerde zorlanabildiklerini duymak.

Bilgi bombardımanı

Son on yılın yeni anneleri için en tanıdık kavramlardan biri bilgi bombardımanı olsa gerek. Tıbbın ve psikolojinin giderek popülerleşmesi, bilginin artık fazlaca ulaşılabilir olmasını doğurdu. Bu elbette ki işlevsel ve faydalı bir şey. Ancak bunun bombardıman halini alması bazen yönetmesi oldukça zor bir durum haline de gelebiliyor. Bebeğin beslenmesi, uykusu, kucağa alınması, ağlaması, oyuncakları, vs derken, hepsiyle ilgili tonlarca bilgi söz konusu. Bu işimizi kolaylaştırdığı kadar, kafamızı da karıştırabiliyor. Bunca bilginin en temel noktalarından biri de elbette iyi ve sağlıklı çocuk yetiştirme, dolaylı olarak da iyi ve sağlıklı bir ebeveyn olma. Bilginin ulaşılabilirliği; özellikle temel fiziksel-psikolojik-sosyal sağlık bakımından eskiye kıyasla daha iyi nesiller yetiştirebilmemizi sağlıyor. Ama aslında bakarsanız, iyi bir anne olmaya çalışmamızı bize başkalarının söylemesine gerek yok, içgüdümüz bunu zaten bize söylüyor.

 

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder