Yeme Problemleri için Riskler

girl-looking-mirror-e1452034341468

Yeme Problemleri için Riskler

Yeme bozukluklarını neyin tetiklediği çeşitlilik göstermekle birlikte, sıklıkla görülen bir takım risk faktörleri bulunmaktadır. Aşağıdakilerden hiç biri tek başına bir yeme bozukluğuna sebep olmamaktadır. Ancak, birden fazla faktörün bir araya gelmesi, ya da her hangi bir faktörle ilgili baş etme kısıtlılığı, yeme bozukluklarını tetikleyebilmektedir.

Bu risk faktörlerini dikkate aldığınızda, kendiniz ya da etrafınızdaki biri için endişeleniyorsanız, mutlaka bir an evvel, yeme bozuklukları konusunda uzman bir psikolog ya da psikiyatristten yardım alın.

Yaşamsal değişimler:

Çocukluktan ergenliğe geçiş, okul değiştirmek, taşınmak, arkadaş gruplarındaki değişimler, ebeveyn boşanması ya da aile içi çatışmalar gibi pek çok yaşam olayı başa çıkılması ve adapte olunması gereken bir değişim yaratmaktadır. Bu tip değişimler kişi için zorlayıcı ve uyum sağlaması güç bir hale gelebilir. Çaresizlik, kontrol kaybı ve uyumsuzluk yaratabilir. Genç kişi, yaşamında kontrol altında tutamadığı ve baş edemediği böyle değişimler yaşadığında, bir baş etme stratejisi olarak kontrol edebileceği ilk şeyin yediği yemek ve bedeni/kilosu olduğunu çıkarsayabilmektedir.

Bedensel değişimler:

Ergenlik ve özellikle erken ergenlik ile birlikte, gençler ani fiziksel değişimlerle karşılaşabilmektedirler. Hızlı boy ya da kilo artışı ve orantısız vücut gelişimi; gencin fiziksel duyarlılığının ve farkındalığının arttığı bir dönemde rahatsız edici olabilir. Bu ani ve rahatsız edici değişimleri dengelemek isteyebilir. Bunun için kilo vermek, egzersiz yapmak ve diyete başlamak gibi yöntemlere başvurabilir.

Duygusal değişimler:

Okul, aile, sosyal ilişkiler gibi farklı yaşam alanlarından kaynaklanan stres, duygusal zorlanmalar yaratabilir. Öfke, üzüntü, kaygı gibi duygular artabilir, yaygınlaşabilir ve baş etmesi güç hale gelebilir. Kişi, duygusal durumuyla baş edemediğinde, işini kolaylaştıracak bir yöntem arayabilir. Yemek yemek ya da yememek veya egzersiz yapmak bir duygu düzenleyicisi olarak kullanılabilir. Rahatlatıcı yemekler tüketerek kendini iyi hissetmek amaçlanabilir. Spor yaparak rahatlamaya çalışılabilir.

Mükemmeliyetçilik:

Kendinden beklentisi çok yüksek, iyiyi ve ortalamayı yeterli bulmayan, bunlar adına kendine zorlayıcı çıtalar belirleyen kişiler için aynı anda birden çok talebi karşılamak söz konusu olmaktadır. Kendine karşı talepkar olan bir yapıyla birlikte, herşeyin aynı anda mükemmel olmasına uğraşmak, olmadığında kendini suçlamak ya da cezalandırmak ortaya çıkmaktadır. Kilo ve beden de mükemmel olması gereken birer unsur olarak gündeme gelebilmektedir.

İdealleştirilmiş zayıf beden, medya ve akran etkisi:

Zayıf olmanın, başarı ve güzelliği temsil ettiği şeklindeki kültürel baskı ve söylemler, medyanın bu konudaki aracılığı, zayıf bedeni idealleştirmektedir. Bu zayıf beden algısı, akran grupları içerisinde ya da kişi tarafından benimsenebilir. Zayıflama arzusu, diyet ve egzersiz trendleri, örnek alınan idoller, kişi için etkisi altında kaldığı unsurlar haline gelebilmektedir.

Aile etkisi:

Yeme bozukluklarında aile yapısı sosyodemografik, ilişkisel, duygusal ve davranışsal olarak çeşitlilik göstermektedir. Ancak, bazı benzer özellikler göze çarpmaktadır. Aşırı koruyucu ya da eleştirel ebeveyn tutumları bu benzer özelliklerdendir. İlgi ve şevkatin yeterince ifade edilememesi de sıklıkla görülür. Takıntılı ve kaygılı bir aile ortamı da yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilmektedir. Ailedeki düzensiz ve sağlıksız sofralar da düzenli ve sağlıklı bir beslenme düzenini oturtmayı engelleyebilmektedir. Ebeveynlerin yeme alışkanlıkları da etkili olmaktadır. Örneğin, hiç bir şey yemeyen ya da tıkınırcasına yemek yiyen, sürekli diyet yapan, duygusal yeme alışkanlığı olan ebeveynler, olumsuz model oluşturabilirler.

Spor – Egzersiz:

Spor ve egzersiz; kilo vermek ve bedeni şekillendirmek için uygunsuz şekilde kullanılıyorsa, yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir. Örneğin, ağrı-acı-yaralanma olduğu halde egzersize devam ediliyorsa, beslenmeye dikkat etmeksizin aşırı spor yapılıyorsa ya da başka aktivitelerin önüne geçecek kadar spora zaman ayırılıyorsa. Bu gibi durumlarda, spor ve egzersiz, yeme bozuklukları için risk oluşturabilmektedir.

Kilo, yemek, beden ve zayıflık ile aşırı ilgi:

Bu tip bir aşırı ilgi, yeme bozukluklarında ciddi bir risk faktörüdür. Kişi, kaç kilo olduğu, kilo alıp almadığı, ne yediği ve ne kadar yediği ve bedeninin şekli ile aşırı ilgilenebilir. Bunlarla duygusal ve zihinsel olarak uğraşabilir. Böyle bir uğraşın varlığı sıklıkla, yeme bozukluğunun ortaya çıkmış ya da çıkmak üzere olduğunu göstermektedir. Bu ilgi ve uğraş, kaygıya yol açmakta, kişinin kendini değerlendirmesinde fazlaca rol oynamaktadır. Bu kaygı, gizlenmeye çalışılabilir, dolayısıyla başkaları tarafından kolayca farkedilemeyebilir.

Diyete başlama:

Diyete başlamak; sağlıklı bir beslenme kılavuzundan çıkıp kısıtlayıcı bir diyete dönüşebildiği için önemli bir risk faktörüdür. Yukarıda değinilen kontrol duygusunu uygunsuz şekilde pekiştirebilir. Diyet çoğunlukla, masum ve sağlıklı bir girişim olarak başlar. Ancak giderek beden ve kendilik algısını olumsuz etkileyebilir. Sağlıksız beslenme davranışlarını doğurabilir. Tıkınma, kusma ya da aşırı kilo kaybını tetikleyebilir. Diyet, yukarıdaki diğer faktörlerle bir araya geldiğinde, bir yeme bozukluğunun başlangıcını işaret edebilir.

Ani kilo kaybı:

Kilosu her ne olursa olsun, ani ve aşırı kilo kaybı, yeme bozuklukları için önemli bir risk faktörüdür. Kilo kaybı için başvurulan yöntemin uygunsuzluğu ya da sağlıksızlığı kadar, kilo kaybının aniliği ve aşırılığı da önemlidir. Kilo kaybı, kişiyi olması gereken sağlıklı kilonun altına düşürmeyebilir. Ancak, kilo-beden kaygılarını ve bozulmuş yeme davranışlarını tetikleyebilir. Kilo kaybı, sağlıklı kilonun altına düşmeye de sebep olabilir. Bu noktada fiziksel zararlar da hesaba katılmalıdır.

Bu yazı Derya Özçelik tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru ve görüşleriniz için: do@deryaozcelik.com

İlgili Hizmetler
Yorum Yok

Bir Yorum Gönder