REKABET VE YEME BOZUKLUKLARI

kilo-alma-2

REKABET VE YEME BOZUKLUKLARI

Yeme Bozukluğu yaşayan pek çok birey rekabet ve mükemmeliyetçilik ile de mücadele eder. Pek çok zaman bu ikisi, ‘kilo vermede en iyi olmak’ şeklinde bir hedefe yönlendirir. Yeme Bozukluğu yaşayanlar için başkalarının ne kadar zayıf olduğu, ne kadar az yiyebildiği, kendilerini ne kadar zorlayabildiği önemli kriterlerdir.

Rekabet ve mükemmeliyetçiliğin adeta ‘gerekli’ olduğu meslek gruplarında yeme bozuklukları riskinin artması da bu nedenle oldukça beklendiktir. Sporcular, dansçılar, mankenler, oyuncular, yani başkalarının önünde performans göstermesi beklenen mesleklere üye olanlar bu baskıyı daha fazla hissetmekteler. Elbette yeme bozuklukları bu mesleklere özgü bir problem asla değil. Ancak bu mesleklerin doğası, yeme bozukluklarının doğası ile benzeştiğinden daha riskli bir durum ortaya çıkabilmekte.

Burada bir neden-sonuç ilişkisi aramaktan ziyade bir durum tespiti yapmakta fayda var. Rekabet ve mükemmeliyetçilik duyguları hem meslek seçimine hem de yeme bozukluklarına zemin hazırlayabildiği gibi; tam tersi bir ilişkiyle yeme bozukluklarının ve meslek seçiminin de rekabet ve mükemmeliyetçilik duygularını tetikleyebilmesi söz konusu.

Rekabet ve mükemmeliyetçilik, olumsuz ve zararlı duygular değildir. Rekabet, işlevsel sınırlar içerisinde kalabildiği, motive edebildiği ve ilerlemeye teşvik edebildiği sürece yararlı olabilir. Ancak sıklıkla ucu kaçabilen, hayatın rekabet etrafında dönmesine neden olan bir durum da yaratabilir. Rekabetin ne kadarının ve ne şekilde ortaya çıktığının gözlemlenmesi, teşvik etmekten çok zorlamaya varıp varmadığının gözetilmesi önemlidir. Mükemmeliyetçilik söz konusu olduğunda ise yine benzer bir durum vardır. Ancak mükemmeliyetçilik rekabete kıyasla, olumlu sonuçlar doğurma ihtimali daha düşük bir duygudur. Mükemmeliyetçilik çoğunlukla ‘ulaşabilecek miyim?’ düşüncesi ile kaygı, ulaşabildiklerini değersizleştirme yoluyla da depresyona sebep olabilir. ‘Mükemmel’ ‘iyi’nin düşmanı haline gelir ve çoğu zaman herşey mükemmel olsun diye uğraşırken elde ‘iyi’, ‘yeterli’, ‘uygun’ kalmaz.

Kendimizi olduğumuz halimizle kabul edebilmek, bundan memnun olabilmek, kendimizi geliştirmeyi bırakmak anlamına gelmemekte. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, iyiyi ve daha iyi olabilecekleri birlikte kabul etmek anlamına gelir. Kendini geliştirmek için her zaman yer vardır, ancak bu hali hazırda gelişmiş olanları kabulle mümkündür.

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder