Kriz Nedir, Nasıl Yönetilir?

kriz

Kriz Nedir, Nasıl Yönetilir?

Kriz, hayattaki bir dönüm noktasını tarif etmektedir. Bu dönüm noktası; olumlu değişim, gelişim ve büyüme fırsatını ve bir yandan da zorluk ve yıkım tehlikesini barındırır. Bu anlamda krizler, bir dönemin sonunu ve yeni bir dönemin başını temsil ederler.

Kriz, çeşitli bağlamlarda ortaya çıkabilir:

  • Kişisel krizler: Mezuniyet, evlilik, işe girme, işten ayrılma
  • İlişkisel krizler: Evlilik, boşanma, kavgalar, taşınmalar
  • Aile krizleri: Doğum, evden ayrılmalar, boşanma, aldatma, maddi sıkıntılar, sırlar, hastalıklar
  • Kurumsal krizler: Yeniden yapılanma, terfiler, işten çıkarmalar, maddi sıkıntılar, yeni uygulamalar
  • Toplumsal krizler: Doğal afetler, insan hakları ihlalleri, ekonomik sıkıntılar, sınıfsal çatışmalar, hukuksal çarpıklıklar

Krizler, hayat beklendik rutininde giderken ortaya çıkan beklenmedik stresli durumlardır. Bu nedenle, baş etme kapasitesi ve becerileri gerektirir. Zorlanma, stres ve sıkışma yaratabilir. Krizler çoğunlukla, hali hazırda kullandığımız anlama ve başa çıkma yöntemlerimizi zorlar.

 

Kriz Sürecindeki Deneyimler:

Krizleri nasıl deneyimlediğimiz ve onlara nasıl tepki verdiğimiz değişkenlik göstermektedir. Bu hem kişiden kişiye, aileden aileye, toplumdan topluma değişmekte; hem de kişi için zaman içerisinde de değişkenlik gösterebilmektedir. Genellikle ne kadar çok farklı deneyim ve tepki yolu kullanırsak, krizleri iyi atlatma şansımız o kadar yükselmektedir. Krizleri genellikle şu yollarla deneyimleriz:

 

  • Davranışsal: Kriz sürecinin nasıl geçirildiğinde davranışlar ve alışkanlıklar önemli rol oynar. Dürtüsel eylemler, kaçınma davranışları, erteleme ortaya çıkabilir. Bağımlılıkla ilgili alışkanlıklar artabilir. Bu dönemde davranış repertuarını genişletmek genellikle işlevseldir. Yeni baş etme becerileri geliştirmeye çalışmak, etkin sonuç vermeyen alışkanlıkları önlemeye çalışmak krizleri atlatmak bakımından önemlidir.
  • Duygusal: Kriz süreçleri kaygı, endişe, panik, korku gibi duygulara yol açabilir. Krizin beklenmedikliği ve getirdiği belirsizlik bu duygulara zemin hazırlayabilir. Bir yandan da çaresizlik, umutsuzluk ve suçluluk gibi duygular da hissedilebilir. Bu duyguların fark edilmesi ve tanımlanması, kaynaklarının bulunması, kriz süreçlerinde önemli rol oynar. Kriz süreçlerindeki duygusal deneyimlerimizi genişletmek de, krizleri atlatabilmek bakımından işlevseldir. Cesaret, umut, güven, şevkat gibi duygulara yer açabilmeye çalışmak, krizi nasıl deneyimlediğimizi değiştirebilir.
  • Bedensel: Kriz süreçlerinde bedenimiz de çeşitli tepkiler verir. Bunlar, kriz döneminde hissedilen strese verilen tepkiler olabilir. Mide-bağırsak şikayetleri, deri problemleri ve çeşitli ağrılar en sık görülenlerdir. Vücut gerginliği ve kas ağrıları da ortaya çıkabilir. Bedenimizden gelen bu sinyalleri dinlemek önemlidir. Bunlar bize başa çıkma becerilerimizi zenginleştirmemiz yönünde hatırlatıcı olabilirler. Hareket etmek, spor yapmak, dinlemek, iyi beslenmek ve uyumak gibi bedensel deneyimler, kriz süreçlerini iyi geçirebilmek için önemlidir.
  • İlişkisel: Kriz dönemleri, ilişkileri önemli ölçüde etkiler. Çatışmalar artabilir, iletişim becerileri bozulabilir. Bir yandan da, krizle baş etmeye çalışırken yaşanan yoğunluk, içe kapanma ve izolasyona yol açabilir. Stresle başa çıkmamızı sağlayan en önemli kaynaklarımızdan birinin sosyal destek ağımız olduğu düşünüldüğünde, kriz dönemlerinin ilişkilere yatırım yapmak için kritik bir dönem olduğu söylenebilir. Sosyalleşmekten vazgeçmemek, etkinliklere katılmak, önem verdiğimiz kişilerle ilişkimizi devam ettirmek, konuşmak ve paylaşmak, saldırgan davranışlardan kaçınmaya çalışmak, kriz dönemlerinde oldukça önemlidir.
  • Zihinsel: Kriz dönemleri zihinsel olarak oldukça yoğundur. Açıklama ve çözüm üretme gibi iki ana zihinsel uğraş içerir. Kim, ne, neden, nasıl gibi sorular cevaplandıkça, kriz süreci tanımlanmaya ve aşılmaya başlar. Zihin, uygun cevapları bulmak için bazen tekrar tekrar aynı soruları sorma ihtiyacı hissedebilir. Bu tekrar yorucu olabilse de, zihnin süreci anlamlandırması ve proseslendirebilmesi için bazen gereklidir. Zihin farklı farklı açıklamaları ve değişik olanakları bulabildikçe, yeni fikirler, çözümler ve planlar geliştirebildikçe, kriz sürecini atlatmak kolaylaşmaktadır.
  • Spiritüel – İnançsal: Kriz süreçlerinde anlamlandırma çabası ve dayanak arayışı önemlidir. Hayata dair inançlarımız ve dayanaklarımız, krizlerle iki yönlü bağlantılıdır. Bir taraftan krizler bunları sarsabilir, bir yandan da krizleri aşmamızda bunlar bize yardımcı olabilir. Geleceğe, yaşamımıza, anlam dünyamıza dair dayanaklar bulup geliştirebildiğimiz ve bir sağlamlık hissi yakaladığımızda krizleri atlatmak kolaylaştırmaktadır.

 

Kriz Yönetimi:

Krizler, riskleri ve olanakları aynı anda içinde barındırmaktadır. Başarılı bir kriz yönetimi bu nedenle hem risklerin hem de olanakların yönetilmesiyle mümkündür. Sadece risklere, tehlikelere ve olumsuzluklara odaklanan bir kriz yönetimi, olumsuz bir kriz çözümü yaratır. Bu da yabancılaşma, umutsuzluk, ilişkilerin bozulması ve yıkıcı sonuçlar yaratır. Krizin barındırdığı olanaklara ve fırsatlara da odaklanan bir kriz yönetimi ise olumlu bir kriz çözümü sağlar.

 

Olumlu kriz çözümü

  • gelişim ve büyümenin
  • hayata karşı olumlu, olgun ve güçlü bir bakış açısının
  • kendine güven, yeterlilik ve hakimiyet hislerinin güçlenmesinin
  • daha zengin ve tatmin edici bir hayatın ve ilişkilerin önünü açar.

 

Başarılı Kriz Yönetiminde 5 Adım:

 

1. Krizin tanımlanması: Krizi yönetebilmenin ilk aşaması ortada bir kriz olduğunu fark etmek ve bunu tanımlamaktır. Burada krizi hazırlayan ortam ve koşullar değerlendirilir. Kimlerin bu krizden nasıl etkilendiği belirlenir. Krizin yarattığı riskler tanımlanır, olası olanaklar gözden geçirilir.

2. Zararları önleme: Kriz yönetiminin ikinci aşaması, krizin yarattığı ya da yaratabileceği zararları en azda tutmaya çalışmaktır. Bu noktada daha fazla risk almamak temeldir. Tüm iletişim kanallarını açık hale getirilir. Zarar ve riskler tespit edilir. Hali hazırda oluşmuş zararların büyümesini ve yenilerinin oluşmasını engelleyecek planlar geliştirilir.

3. Kriz çözümü: Üçüncü aşamayı kriz çözümü oluşturmaktadır. Krizin anlamı, etkileri ve yaratacağı değişim analiz edilir. Bu noktada, eski ve şimdiki baş etme yolları ve bunların işlevsellikleri değerlendirilir. Krizin yarattığı olumsuz duygu ve deneyimler tanımlanır. Çözüm önerileri ve baş etme yolları gözden geçirilir. Bu aşama birden fazla amaca odaklanır. İyi çözümlenmiş bir krizde:

    1. yeni kaynak ve stratejilerin geliştirilmesi,
    2. umut ve cesaret gibi duyguların yeşerebilmesi,
    3. ilişkilerdeki desteğin artırılması,
    4. yeni olanakların ve fırsatların ortaya çıkarılması,
    5. gelecekle ilgili yeni anlam ve planların hazırlanması sağlanır.
  1. Gelişim ve stabilite: Dördüncü aşama, gelişim ve stabiliteyi hedefler. İyi çözümlenmiş bir kriz, kriz öncesi döneme kıyasla büyüme ve gelişimin yolunu açar. Burada yeni kaynak ve kapasiteler özümsenir. Bunların yarattığı güven ve beceri pekiştirilir. Bu sayede, normale dönüş değil, yeni bir aşamaya varış söz konusudur.
  2. Geleceğe yönelmek: Bu noktada krizin geniş çaplı bir değerlendirmesi yapılır. Neler öğrenildiği gözden geçirilir. Bununla beraber, gelecek krizlerin öngörülebilmesine odaklanılır. Krizlerin önlebilmesi ve yönetilebilmesi ile ilgili planlar geliştirilir.

 

Bu yazı Derya Özçelik tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru ve görüşleriniz için: do@deryaozcelik.com

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder