KOŞUŞTURMANIN İÇERİSİNDE BİZ – YOĞUN İŞ VE ŞEHİR YAŞAMINDA İLİŞKİMİZE ÖZEN GÖSTERMEK

kargasa

KOŞUŞTURMANIN İÇERİSİNDE BİZ – YOĞUN İŞ VE ŞEHİR YAŞAMINDA İLİŞKİMİZE ÖZEN GÖSTERMEK

 

Büyük şehirde yaşamanın ne kadar yorucu olduğunu sıklıkla kanıksıyor ya da göz ardı ediyoruz. Gündelik yaşamın sıradanlıkları arasında trafikte sıkışmak, koşturmak, acele etmek, yetişememek son derece olağan geliyor. Oysa bunların her biri ve daha fazlası birer stres faktörü ve bunun çok da farkında olmadan yaşıyoruz yaşamlarımızı. Bunun farkında olmamak; bizi neyin yorduğunu bilememek ve anlamlandıramamak, ayrıca bununla nasıl başa çıkabileceğimizi bilememek anlamına geliyor.

İş yaşamının yoğunluğu büyük şehirde yaşayanlar için en öncelikli şikayet konularından biri. Nasıl olmasın ki? Rekabetin bunca yoğun olduğu, emeğin karşılığının almanın zorlaştığı, yaşam standartlarının bu kadar pahalı olduğu bir ortamda; uzun çalışma saatleri, işe gidip gelmek için tepilen uzun yollar, para denen meretin bir türlü tam olarak yetmemesi elbette bu konu başlığını oldukça şikayet edilesi kılıyor.

Özellikle çiftler, bu yoğun iş temposu içerisinde hem bireysel hem de ilişkisel ihtiyaçlarını karşılayabilmek anlamında oldukça zorlanabiliyorlar. Bu koşturmaca ile birlikte kendimize ve ilişkimize vakit ayırmak ve özen göstermek zorlaşabiliyor.

Koşulları gerçekçi değerlendirmek ve uyum sağlamak ya da başa çıkmak ise mümkün. Kendimize ve ilişkimize iyi bakmanın yollarına göz atarak bizi yoran bu yoğunluğun üstesinden gelmek de.

Böyle bir temponun içerisinde herhalde en sıklıkla ihmal ettiğimiz şey kendimiziz. Oysa ki ilişkilerin mutlu ve kaliteli olabilmesini sağlayan şeylerden biri öncelikle kendimize özen göstermek ve kendimizi beslemek. Bireysel ihtiyaçlarımızı farkına varmak önemli ipuçlarından biri. Yalnız başına geçirilebilen bir zaman, bir sıcak duş, bir kahve, kişisel bakım, spor, müzik ya da başka hobiler, arkadaşlarla vakit geçirmek gibi sıklıkla ertelediğimiz ya da ihmal ettiğimiz küçük lüksler bireysel beslenmemizin en önemli gıdaları.

Bizi zorlayan şeyleri fark edebilmek de yine bireysel ihtiyaçlarımız için önemli bir araç. Yoğun tempo içinde pek çok şey ile baş eder ve mücadele ederken, bizi özellikle zorlayan şeylerin neler olduğunu fark edebilmek ve anlayabilmek, dolayısıyla bunları bertaraf etmenin ya da kolaylaştırmanın veya bunlarla başa çıkmanın yollarını aramaya başlamak oldukça önemli bir beceri. Örneğin, müdürümüzle çatışmak mı bizim için zorlayıcı bir faktör, ya da uykumuzu alamamak mı veya yaşadığımız zorlukları paylaşıp anlaşıldığımızı hissettiğimiz bir diyalog kuramamak mı? Her birimizin farklı ihtiyaçları, güçlü yönleri ve zorlandığı alanları var. Kendimizinkileri iyi bilmek ve bunlara uygun düzenlemeleri yapmaya çalışmak, hayatı kolaylaştıracaktır.

Kendimizi ihmal etmemek ve kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek demek, yaşadığımız tüm ilişkilere pozitif katkı demek aslında. Bu yüzden, kendimizden feragat ederek ilişkilerimize özen göstermektense, hem kendimizin hem ilişkilerimizin temel ve olmazsa olmaz ihtiyaçlarına göre hareket etmek çoğu zaman çok daha işlevsel.

İlişkilerimizin ihtiyaçları dediğimizde de yine her ilişkinin farklı ihtiyaçları olacağını unutmamak gerek. Annemizle ilişkimiz başka şeylere ihtiyaç duyarken, çocuğumuzla ya da yakın bir dostumuzla ilişkimizin gereksinimleri başka olacaktır. Çiftlerin ilişkilerine baktığımızda ise iş yoğunluğu ile başa çıkmak noktasında kendilerine özel bir alan yaratmanın önemini görüyoruz. Çift olarak bize iyi gelen, bizi iyi hissettiren, besleyen, motive eden etkinliklere yer vermek çiftler için en önemli ipuçlarından.

Bu noktada rutinler ve ritüeller oldukça önemli. Salı akşamları film akşamı, cumaları dışarıda yemek yeriz, çarşambaları biraz daha erken kalkıp beraber kahvaltı ederiz, haftada iki gün beraber spor yaparız gibi, her çiftin kendine özgü rutinlerinin ve ritüellerinin olması oldukça önemli. Elbette her çift için bu rutin ve ritüeller farklı farklı. Bu rutin ve ritüeller sayesinde, çiftler hem ertelemeyecekleri bir beraber zamana sahip oluyorlar, hem güven duygularını pekiştiriyorlar, hem de beraber geçirdikleri vakti daha kaliteli hale getirme şansı elde ediyorlar.

Çift olarak bize iyi gelen şeyleri bilmek ve bunlara öncelik vermek de bir başka kritik nokta. Çiftlerin zevkleri farklı farklı olduğu gibi başka başka şeylerden de beslenmekteler. Başbaşa vakit geçirmek mi sosyalleşmek mi, evde olmak mı gezmek mi, yeni şeyler keşfetmek mi küçük rutinler mi bize daha iyi geliyor gibi cevapları bulmak ve bunları ihmal etmemek oldukça önemli.

Yoğun tempodan bahsederken vakitsizlikten bahsetmemek mümkün değil. Kısıtlı zamanı bol miktardaki talebe yettirmeye çalışmak hepimizi zorluyor. Bu noktada zaman yönetimi önem kazanıyor. İş gününün bitiminde, hele de trafikte onca zaman harcadıktan sonra, çok az şeye zaman kaldığı bir gerçek. Bu gerçeğin farkında olmak önemli. Bunun farkında olduğumuz zaman onu iyi yönetebilmemiz mümkün. Zaman yönetiminin püf noktalarından biri öncelikleri iyi belirlemek. Neyin neden daha önemli ve öncelikli olduğunu, nelerin vazgeçilebilir, nelerin olmazsa olmaz olduğunu değerlendirebilmek işimizi kolaylaştırır. Öncelik sıralaması ile birlikte neye ne kadar zaman gerektiğinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilebilmesi ve neyin zaman ayırmaya değer olup olmadığına karar verilmesi kritik. Böylece, bizim için önemli ve öncelikli olan şeylere en işlevsel zamanı ayırabilmek ve bu sayede de vakitsizlikle baş etmek mümkün.

Çocuklu aileler için, çocuğun da ihtiyaçlarının varlığı işleri zorlaştırabilmekte. Burada da yine kendi kişisel ihtiyaçlarımızı yok saymaksızın iyi birer ebeveyn olmaya çalışmak hem bizi hem çocuklarımızı daha mutlu edecektir. Bir başka kritik nokta da, anne baba olmanın yanında eş olmayı ertelememek ve ötelememek. İlişkimizin de çocuğumuz kadar önemli ihtiyaçları olduğunu, ona özen gösterdikçe hayatın daha tatmin edici olduğunu hatırlamakta fayda var.

İş stresinin eve yansıması diye dillendirdiğimiz oldukça klişe ifade ise yabana atılmayacak kadar önemli. İşimizde maddi ve manevi olarak ne kadar tatmin olabildiğimiz, bizim bireysel stres seviyemizi ve doyum miktarımızı önemli boyutta etkilemekte. Üst düzey sorumluluk, istismarcı iş ilişkileri, emeğin karşılığını alamamak, profesyonel ve kişisel değerimizin hiç sayılması gibi durumlara maruz kalmak ise iş yaşamını başlı başına bir stres faktörü haline getirmekte. Buradaki stresin farkında olmak oldukça önemli. Hayatımızın başlıca alanlarından biri olan iş yaşamının, hayatımızın diğer alanlarına etkisi olması son derece olağanken, bu etkinin nasıl olduğunu iyi ayırt edebilmek gerekiyor.

Bu yoğunlukta bir başka önemli nokta ise, sorunluları fark etmekte zorlanmak. Pek çok şeyle başa çıkmaya ve yetişmeye çalışırken, bireysel ve ilişkisel sorunlarımızı fark edememek oldukça doğal ve beklendik. Bu nedenle bu konuda biraz daha duyarlı olmaya çalışmak, bizi zorlayan şeylere biraz daha iyi bakmak çok önemli. Bu noktadaki farkındalığımız, bu yoğunlukta ortaya çıkabilecek sorunların birikmemesini ve büyümemesini, sorunlar karmaşıklaşmadan çözüm yollarının aranmasını sağlayacaktır. Böyle durumlarda uzman yardımı almak da yine gecikmeden ve işler daha da zorlaşmadan önlem alabilmek adına oldukça önemli.

Büyük şehir koşturmacasında hayatta kalmak, bu koşullara uygun bir donanım gerektiriyor. Başa çıkma ve adaptasyon becerilerinizi geliştirmek, daha kaliteli bir yaşam elde etmek elinizde.

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder