Hamilelik ve İşe Dönüş

hamilelik-son

Hamilelik ve İşe Dönüş

Günümüzde pek çok kadın için, doğum sonrası yeniden işe başlamak oldukça önemli bir yaşam olayını işaret ediyor. Bebekli hayata yeni yeni yeni adapte oluyorken tekrar iş başı yapmak pek çok kadın için stresli bir süreç anlamına gelebiliyor. Bir taraftan tekrar iş hayatına dönme isteği ve heyecanı, diğer taraftan soru işaretleri, endişeler ve belki suçluluk işi zorlaştırıyor. Doğum izninin kısalığı da az zamanda çok iş yapmayı gerektirdiği için durum karmaşık hale gelebiliyor. Bu süreci iyi yönetebilmek ve doğal zorluklarıyla baş edebilmek ise mümkün.

Bunun bir geçiş dönemi olduğunu hatırlayın

Hamilelik, doğum ve doğumun ardından tekrar işe başlamak, her biri ayrı ayrı birer değişim. Baktığımızda, topu topu bir buçuk sene içerisinde her biri birbirinden büyük ve önemli üç ayrı yaşam olayı yaşanıyor ve her biri oldukça büyük değişimler getiriyor. Her değişim gibi her birinin de adaptasyon süreci var. Hamileliğe adapte olana kadar doğum gerçekleşiyor, yeni doğana adapte olana kadar işe başlanıyor. Bu oldukça hızlı bir değişim süreci. İnsan, adaptasyon kapasitesi yüksek bir canlı olmakla birlikte, bu kadar değişimi üstüste yaşadığında, daha zorlu bir geçiş dönemi yaşayabiliyor. Bu geçiş sürecine adapte olmak için kendinize biraz daha zaman verip anlayış gösterme yolunu seçebilirsiniz.

Zaman yönetimi için üç öneri

Bu sıra sıklıkla zamanı iyi yönetmenin yeni ve çalışan bir anne olarak ne kadar önemli olduğunu duyuyorsunuzdur. Haksız bir önerme olmamakla birlikte; zamanı iyi yönetmenin, bir süper kadın ya da süper anne olmanız gerektiği anlamına gelmediğini unutmayın. Her şeye ve her yere yetmek zorunda değilsiniz. Öncelikleri belirlemek, kendinizi tanımak ve gerçekçi olmak işinizi kolaylaştıracaktır.

  1. Öncelikleri belirlemek: Her şeyin, tümüyle, aynı anda ve en mükemmel şekilde yapılması gerekmiyor. Bazı şeyler olmazsa olmaz, bazı şeyler olursa iyi olur, bazıları ise olmasa da olur. Bazı şeylerin hemen yapılması gerekir, bazılarının uygun bir zamanda yapılması gerekir, bazılarının ise yapılması gerekli değildir. İşle ya da evle ilgili ‘yapılması gerekenler listenizi’ bu kategorilere göre tekrar gözden geçirip, omuzlarınızdaki yükü azaltmayı deneyebilirsiniz. Bunun ta kendisi, zamanı iyi yönetmek anlamına gelecektir.
  2. Kendinizi tanımak: Hayatınız boyunca planlı ve titiz bir insan değildiyseniz, sırf anne olunca birden bire böyle bir insana dönüşmeyeceksiniz. Sizin için kolay ve zor olan şeyleri belirlemekte fayda var. Kolay olanlar için kendinizi takdir etmek de önemli, iyi yaptığınız şeyleri daha fazla yapmak da. Zor bulduğunuz şeyler için neye ihtiyacınız olduğunu bulmaya çalışabilirsiniz. Bunlarla ilgili yardım isteyebilirsiniz. Zor olanları, kolaylaştırmaya çalışabilirsiniz. Zamanı doğru yönetmenin anahtarlarından biri kendinizi iyi tanımak.
  3. Gerçekçi olmak: Hem gece hiç uyumamak, hem de sabah enerjik ve güleryüzlü olmak pek mümkün değil. İçinde bulunduğunuz koşullara gerçekçi bir şekilde bakmaya çalışmak önemli. Unutmayalım ki, 4 ya da 9 aylık bir bebeğin bakımı hiç de kolay değil. Bebeğin hemen her gün değişen düzeni, uykusuzluk, emzirmek, ‘herşey yolunda mı?’ endişesi, bir de üstüne sabah kalkıp işe gitmek, koşulları yeterince zorlaştıran faktörler. Kendinizden beklentilerinizi gözden geçirip kendinize biraz izin verin.

Destek timi oluşturun

Günümüz annelerinin olmazsa olmazı bir destek timi. Destek timleri, bazen tek bir bakıcıdan ya da sadece bir büyükanneden oluşuyormuş gibi gözükse de, aslında annenin ve babanın ebeveynlik macerasına destek verebilen herkesi kapsıyor. Bu tim, sadece çocuğun bakımına yardım etmekle kalmıyor, aynı zamanda anneye fiziksel ve psikolojik destek sağlıyor. Destek timinizi oluştururken en kritik noktalardan biri ise, yardım isteyebilme becerilerinizi geliştirmek. Her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsiniz. Etrafınızdakilerin size yardım etmesine ve işinizi kolaylaştırmasına izin verin. Bunu onlardan istemekten çekinmeyin.

Oksijen maskenizi takın

Kendimizi iyi hissettiğimizde, iyi de bir ebeveyn olduğumuz aslında şaşmaz bir gerçek. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamak, kendi ihtiyaçlarınızı karşılayabildiğinizde kolaylaşıyor, hatta mümkün oluyor. Uçak anonslarını hatırlayın: ‘Oksijen maskesini kendinize doğru çekin ve önce kendinizinkini, sonra çocuğunuzunkini takın.’ Biz oksijensiz kaldığımızda, çocuğumuza yardım şansımız yok. Ama oksijen maskemizi taktığımızda, çocuğumuzun ihtiyaçlarını karşılayabiliyoruz. Bu nedenle, kendi sağlığınızı, bakımınızı, ihtiyaçlarınızı es geçmemek, sağlam ve ayakta olabilmek için önce kendinize iyi bakmak gerek.

 

Bu yazı Derya Özçelik tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru ve görüşleriniz için: do@deryaozcelik.com

 

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder