Ertelemenin Nedenleri Nasılları

erteleme-e1452034125257

Ertelemek, niyetle eylem arasındaki boşluğa verdiğimiz ad. Her hangi bir şeyi yapmak için niyetimiz var, ancak eyleme geçmek için harcadığımız ‘uzunca’ süre, ertelemekten kaynaklanıyor. ‘Dur şu çayımı içeyim sonra başlarım’ ‘Karnım da acıktı, önce bir yemek yiyeyim’ ‘Masam ne kadar dağınık, en iyisi onu bir düzenleyeyim’ ‘Hazır düzenlemeye girişmişken kitaplarımı da alfabetik olarak sıralarsam çok güzel olur’ diye diye, niyet bir türlü eyleme dökülmez.

Araştırmalar, gün içinde yaptığımız eylemlerin çoğunun, asıl yapılması gereken işlerin yerine yapılan şeyler olduğunu gösteriyor. Yani, içilen kahveler, yapılan toplantılar, tutulan notlar, beyin fırtınaları, asıl yapılacak işin yerine geçiyor. Bu da, bizde bir meşgulmüşüz algısı yaratıyor. Kendimizi ikna etmemizi kolaylaştırıyor. Çocukların oynadığı evcilik oyunundakine benzer bir ‘mış gibi’ durumu yaratıyor adeta.

Erteleme alışkanlığı, basit bir tembellik, üşengeçlik ya da dağınıklık değil aslında. Erteleme, aktif bir kaçınma stratejisi. Başarısızlıktan ya da başarıdan, kontrol kaybından korkmayla yakından ilintili. Korktuğumuz şeylerden mümkün olduğunca kaçınabilmemizi sağlayan işlevsel bir strateji sunuyor bize.

İnternette şöyle bir gezindiğinizde erteleme ile ilgili yığınla makaleye rastlayabilirsiniz. Post-modern hayatın korkulu rüyası gibi görüldüğü için üzerine çok kafa yoruluyor ertelemenin. Niye ertelediğimiz ve ertelemenin önüne nasıl geçebileceğimiz üzerine onlarca fikir var. Ama biraz daha yakından bakınca, ertelemenin bir korkulu rüya olmanın ötesinde oldukça işlevsel olabildiğini de görüyoruz. Ertelemek nasıl bir işe yarayabilir ki diyorsanız, şöyle özetleyebiliriz.

Ertelemek ne İşe Yarar?

  • Erteleme bir değerlendirme aşamasıdır. Eldeki tüm zaman (son dakikaya kadar) herşeyin değerlendirmeye alınabilmesi için kullanılır. Bu da çoğunlukla daha iyi sonuçlar doğurur.
  • Erteleme, asıl yapılması gereken iş yerine başka şeyler yapmayı getirir. Bu sayede bu ‘başka şeyler’ yapılmış olur. Bunlar aradan çıkar: kitapların alfabetik olarak sıralanması, koltuktaki o lekenin çıkarılması, aylar önce kırılan banyo lambasının değiştirilmesi gibi.
  • Ertelerken geçirilen zaman çoğunlukla keyifli ve eğlenceli hatta üretken geçirilir.
  • Erteleme, son dakikaya yaklaştıkça heyecan düzeyini artırır. Adrenalini yükseltir. Adrenalinin kendisi ve iş bittikten sonra vücuda verdiği rahatlama hissi oldukça çekicidir.
  • Erteleme sayesinde, boşuna yapılmış olacak işler önlenir. ‘Buna ihtiyacımız kalmadı, müşteri fikrini değiştirdi’ ‘Hoca bugün açıkladı, ilk konular sınavda yokmuş’ ‘Acaba öyle değil de şöyle mi yapsak’ gibi cümlelerin yol açtığı emek ve zaman kaybını önler.
  • Erteleme, sıkılmakla işe koyulmak arasında yer alır. Bu ara asıl heyecanlarımıza ve isteklerimize ulaşmak için en ideal zaman olabilir. Beklemeye ve sabretmeye vakit ayırdığımızda, bazen kendimiz olmaya daha fazla yaklaşırız.

Erteleme ve Motivasyon İlişkisi:

Ertelemenin bu kadar yaygın olmasının sebeplerinden biri, nasıl motive olduğumuzla ilgili yanılsamalarımız. Bir işin yapılması gerekliliği ile ilgili somut ve geçerli gerekçeler olması, motivasyon için çoğu zaman yeterli değildir. Gereklilik, insan doğası için zayıf bir güdülenme kaynağıdır. Hatta çoğunlukla, otonom tarafları harekete geçirir ve isyankar bir dürtü oluşturur. Bir süre sonra insan kendini, işin gerekliliği ile isyankar tarafı arasında sıkışmış halde bulur. Gerekliliğe odaklanıldıkça, isyan ve direnç artar.

Motivasyonla ilgili bir diğer yanılsama ise motivasyonun her zaman eylemden önce gelmesi gerektiği ile ilgilidir. Oysa araştırmalar, eylemden sonra oluşan motivasyonun öneminden bahseder. Bir işi yapmak için illa onu yapmak istemek, içten gelmesi, keyif vermesi, iyi hissettirmesi gerekmiyor. Bunlar olmasa da işler yapılabiliyor. Motivasyon da arkasında geliyor.

Erteleme ve Direnç İlişkisi:

Erteleme alışkanlığındaki en önemli noktalardan biri de direnç. Erteleyerek direnç gösterdiğiniz şey muhtemelen oldukça anlamlı. Yine araştırmalara bakalım. Ertelenen şeylerin çoğu kişisel gelişim, kariyer, finans yönetimi, aile ilişkileri veya fiziksel sağlık gibi alanlarda görülüyor. Bu alanlarla ilgili küçük ve basit gibi görünen, ama önemli şeyler. O yelken kursuna bir türlü yazılmamak, cv’nizi düzeltip yeni iş başvurularında bulunmamak, kredi kartının son ödeme günü geçirmek, annenizi aramamak ya da bir türlü o check-up randevusunu almamak gibi. Buradaki direnç bir işaret. Bu küçük ve basit şeyin, bir çeşit korkuyu tetiklediğini gösteren bir işaret. Bu korku başarısızlık, yetersizlik ya da değersizlikle ilgili olabilir. Korkunun olduğu yerde ise harekete geçmekten çok, kalakalırız.

Erteleme Bağımlılığının Üstesinden Gelmek:

  • Kar – Zarar Hesabı: Ertelemek denince, bazen basit bir kar – zarar hesabıyla işin üstesinden gelmek mümkün. Temel soru, ertelerken geçirdiğiniz zamanın ne kadar keyifli ve/veya üretken olup olmadığı ile ilgili. İkinci soru ise, ertelemenin getirilerinin ve götürülerinin dengesi ile alakalı. Bu iki sorunun cevabı, ertelemenin kar – zararını hesaplayacaktır. Eğer verimliliğiniz ve işlevselliğiniz ile ilgili bir sıkıntınız yoksa belki de sorun yoktur. Ama belki de öteleyip durmak size sürekli bedel ödettiriyordur. Yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızın sorumluluğu da size ait. Bu sorumluluğu almak, ertelemeye tamam mı devam mı ikileminin çözümü aslında.
  • Direncin Anlamı ve İşlevi: Bu kar – zarar hesabı işinize yaramıyorsa, o zaman dirence dönüp bakmakta fayda var. Bu kadar direnç gösterdiğinize göre bu kadar anlamlı olan şeyi bulmak önemli. Çünkü bazen mesele gerçekten de o telefonu edip etmemekten ya da ekranın başına oturup oturmamaktan ibaret değil.

Bu yazı Derya Özçelik tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru ve görüşleriniz için: do@deryaozcelik.com

İlgili Hizmetler
Yorum Yok

Bir Yorum Gönder