ÇOCUK SAHİBİ OLDUKTAN SONRA EVLİLİĞE NE OLUR?

evlilik-cocuk

ÇOCUK SAHİBİ OLDUKTAN SONRA EVLİLİĞE NE OLUR?

 

Sarılıp film izleyen, film geç bitince de uykusuz kalan, ama romantizmle uykusuzluğu gideren çift; gece bebek ağlamalarıyla uykusuz kalmaya başlayınca hikaye bayağı değişiyor elbette. Filme de, romantizme de daha az vakit kalınca, ortadaki muhtaç bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak en büyük öncelik haline gelince, ‘mutlu çift’ yerini ‘telaşlı anne-babaya’ bırakıyor adeta.

 

Çocuk sahibi olmak çiftlerin hayatında şüphesiz önemli bir dönüm noktası. Beraber pek çok değişimi getiren, zorluklarıyla aynı zamanda haz ve keyif alanlarını da artıran bir deneyim. Çiftler bu noktayı dönerken, bazen çok keskin virajlar alınabiliyor. Küçük bebeğin ihtiyaçları, bir yetişkinin ihtiyaçlarından ne kadar farklıysa, çiftin yaşadığı değişim de o kadar dramatik olabiliyor. Bu elbette müthiş bir adatasyon süreci. Hem bebeğin dünyaya ve ebeveynlerine adaptasyonu, hem de çiftin bebeğe ve yeni düzenlerine adaptasyonunun gerçekleşeceği bir süreç. Çiftlerin belki de en zorlandığı şeylerden biri çift olmaya devam ederken üstüne anne-babalık rollerini de entegre etmek. Çünkü entegrasyon önemli. Çift olmayı, karı-koca olmayı bırakarak anna-babalığa geçiş ne çift için ne de bebek için tercih edilesi değil.

 

Bebeğin doğumu ile birlikte kadının da erkeğin de rol ve sorumlulukları değişiyor. Artık ortada çok daha muhtaç ve elzem ihtiyaçları olan bir ufaklık var ve rol ve sorumluluk dağılımı onun etrafında şekilleniyor. Bu durum, kadın ve erkeğin birbirine karşı rol ve sorumluluklarında da bir revizyona sebep oluyor kaçınılmaz olarak. Birlikte geçirilen vakit, karşılıklı jestler ve gösterilen özen, gündelik rutinler, birbirlerinden beklentiler, işbölümü gibi pek çok alan bebeğin doğumu ile bir revizyona uğrar. Çiftlerin bu süreçte en önemli başarıları; bu değişime hazırlıklı olmak, tahmin edilebilir kısmıyla ilgili doğum öncesindeki 9 aylık sürede açık bir iletişim kurabilmek, değişimin olağanlığını kabul edebilmek, bir yandan da değişmeyen şeyleri fark edebilmek oluyor. Karı-kocanın da, anne-babanın da bu süreçte birbirlerine destek olmaları ve bir takım gibi çalışmaları hayatı kolaylaştırıyor. Üstlenebilecekleri roller farklı olsa da, örneğin anne doğum sonrası süreçle ilgili bilgi vererek, baba da gündelik düzeni organize ederek bu takımdaşlığa karşılıklı katkıda bulunabilirler.

 

Çift olmak, bebeğin katılımıyla birlikte evrilse de, bir takım değişimlere uğrasa da, özünde ortadan kalkmıyor. Evliliklerinde anne-babalığın çift olmanın önüne geçtiğini hisseden çiftler, çift olmanın ne olduğunu yeniden hatırlamaya çalışabilirler. Bazen en başa dönmek iyi bir fikirdir. Onları ilk bir araya getiren, beraber olmaya iten, ömür boyu birlikteliğe karar verdirten şeyleri hatırlamak işe yarayabilir. Henüz çocuk(lar) yokken keyif alınan, iyi gelen, olumlu şeyleri tekrar hayata geçirmeye çalışmak iyi bir fikir olabilir.

 

Anne-Babalığın ilişkinin önüne geçmesine neden olan bazı faktörler şöyle sayılabilir:

  • Bebeğin ihtiyaçları ve bakımıyla ilgili hazırlıksız yakalanma, dolayısıyla tüm enerjiyi bebeğe odaklama
  • Bebek sahibi olmakla ilgili heyecan ve yüksek motivasyonun kanalize olması
  • İlişkiye ‘gereğinden fazla’ güvenme ve değişmeyeceğini düşünme
  • İlişkiden duyulan tatminsizlik sonucu bebeğin bir mutluluk ve tatmin alanı yaratması
  • Yeterince açık ve etkin olmayan iletişim
  • İşbölümü yetersizliği

 

Yeni doğan bebekle birlikte kadınların erkeklere yönelik şikayetleri şunlar olabiliyor:

  • Yeterince yardım alamamak.
  • Yeterince iş bölümümü yapamamak.
  • Hayatı değişen taraf olarak duruma içerlemek, erkeğin bu değişimin yeterince farkında olmaması.
  • Bebeğin bakımına yönelik ilgisizlik ve kayıtsızlık.

 

Erkekler kadınlara yönelik şikayetleri ise şunlar olabiliyor:

  • Kendilerine yönelik ilgi azalması.
  • Evdeki düzenin değişmesi
  • Bakımsızlık
  • Yeni rollerine adapte olamama ve yalnız hissetme
  • Dışlanmışlık

 

Anne baba olmakla çift olmanın ayırımını iyi yapmak ve ilişkiyi kaybetmemek adına şunlar denenebilir:

  • Herşeyi aynı anda yapmaya çalışmayın, bazen anne-baba kimliğiniz, bazen karı-koca kimliğiniz ön plana çıkacaktır.
  • Çocuğunuzun ihtiyaçları kadar sizin ve ilişkinizin de ihtiyaçlarınız olduğunu hatırlayın. En iyi ebeveyn ihtiyaçları karşılanmış mutlu ebeveyndir.
  • Sizi bir çift olarak siz yapan şeyleri hatırlayın, onları hayatınızda tutmaya özen gösterin.
  • Anne-babalık ilişkinizin bonusu, eksisi değil, bunun tadını çıkarın.
  • İlişkinizin de bebeğiniz gibi değişen şekil ve içerikte özene ihtiyacı var, buna kafa yorun, gerektiğinde değiştirin ve ilişkinizi de çocuğunuzu da bu özenden mahrum bırakmayın.

 

 

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder